Bundan 4000-5000 yıl önce firavunlar piramitlerdeki taşlara adlarını ve hikayelerini oyarak yazdırırlarmış. Ne kadar fazla oyarlarsa adlarının o kadar sonsuzluğa erişeceğini inanırlarmış. Bazı taşlar o kadar derin oyulmuş ki, neredeyse arkası görünecek. Günümüzde hala da varlığını sürdürmekteler.

Binlerce yıl ötesinden adları ve hikayeleri bizlere kadar ulaşmıştır. İsim bırakmak, herkese kendinden bahsetmek, hikayeni anlamlandırarak yaygın hale getirmek belki de insanın doğasında var olan bir ihtiyaç. Bunu öldükten sonra bile önemsiyoruz.

Her insan adının duyulmasını, takdir toplamayı, bilinmeyi sever. Bir hediyeye anlam katan bazen onun isme özel yaptırılmış olmasıdır. Hediye olmasa bile birçok insan kendisi için adı ve soyadının üstüne kazındığı kalemler, fincanlar, yastıklar ya da defterler gibi nice eşyalar yaptırmaktadır. Birkaç marka ürünlerine isim yazarak piyasaya sürdüler ve herkes market raflarında adını aradı. Adını bulan o ürünün fotoğrafını sosyal medyada paylaştı.

Bir dönemde ismini kolyeye yazdırmak oldukça moda olmuştu. Herkesin boynunda adı vardı. Bunun farklı bir versiyonu 90’lı yıllarda künyeydi. Adımızla hitap ediliyordu. Adımızı nereden biliyor diye çok fazla düşünmüyorduk. Çünkü künyeyi görmüş. 😊

Yine 90larda o dönemki koca bilgisayarlara, internet olmadığı için ne yapacağımız bilmemekten adımızı renkli renkli yazıp ekranda döndürmekten keyif alırdık.

Nedir bu adını görme merakı?

İsmim duyulsun derken, bazen akıl almaz derecede dikkatleri üstüne çekmeye çalışanlar da ayrıca mevcutlar. Youtube’da, Instagram’da sadece dikkat çekmek için akla zarar birçok şey görüyoruz. Birilerine hakaret ederek dikkat çekmek isteyenler ya da küfürleriyle meşhur olanlar. Bazen başkaları adına utanıyoruz. Bu namını salmak, ismini bırakmak denilen olgu dengeli ve doğru düşünüldüğünde çok güzel icraatlere sebebiyet verebilir. Fakat günümüzde bunun nitelikli kullanıldığından emin değilim.

Bugün, adını bırakmak için kullanılan yapı taşları sosyal medyadır. Orada kimliğinizi oluşturur, karakterinizi yansıtır, hayatınıza insanları dahil edersiniz. Hikayelerinizi paylaşır ve birçok insandan beğeni, onay almak istersiniz. Yapılan araştırmalar az beğeni alan gönderilerin sahipleri tarafından kısa bir süre sonra kaldırıldığı yönündedir. Çünkü beğenilmek amacıyla konulan bir gönderi amacına uygun ilerlemediyse infaz edilir. Bunun da altında yatan sebep yine beğenilme tutkusu ve adının hatırlatılmak istenmesi.

Adınızı görmek istemek, duyulduğunuzu bilmek, beğenildiğinizi ya da takip edildiğinizi hissetmek haz veriyor olabilir ama her zaman dediğim bir söze yeniden yer vermek istiyorum. Biliyorum belki sıkıldınız ama “Niteliği olmayan her şey unutulmaya mahkumdur.

“Elbette hepimiz bir gün unutulacağız ve bu dünyadan kaybolacağız ama bundan binlerce ya da yüzlerce yıl önce yaşayan birçok isim, belki bir kanaat önderi, belki bir aktivist, belki sporcu, belki politikacı ya da şarkıcı hala dilimizde, aklımızda ya da hayatımızda pusula niyetine yer alıyor. Sözleriyle, yaptıklarıyla ya da başarılarıyla… Bir çoğumuz hala hayatlarını merak ediyoruz, kaynakları okuyoruz. Hedeflerini, ideallerini ya da bu uğurda feda ettiklerini okuyor, tartışıyor ya da izliyoruz. Ama bundan 50 yıl önce küfrederek gündem olmuş birisinin adını hatırlamıyoruz. Belki olmuştur ama hatıralarımızda yok. Tabii eğer beyniniz size komplo kurmadıysa. 😊

Adınıza ömür veren şey icraatlerinizdir, kişiliğiniz ve duruşunuzdur. Madem günümüzde kütüğünüz sosyal medya platformlarında, en azından oraları ardınızda güzel bir anı olarak bırakmak en güzeli olacaktır.